9 Ocak 2018 Salı

On İkinci Bölüm - Boşanma



"Aman istemez onun evini köyünü" dedi Aylin
"Kızım saçmalama baban senin iyiliğini düşünüyor." dedi annesi. "Okul masraflarını ödersin kirasıyla sonra da ister satarsın ister oturursun."
"Ya anne hala şu adamı koruduğuna inanamıyorum" dedi Aylin. "Sen de bir şey söylesene Arda!"
"Ne söyleyeyim kızım! Adam erkeğiz diye bize onu da yapmadı en azından karısıyla kızını düşünmüş bak birer daire verdi Allaaahh raazı olsuuuunnn "dedi dalga geçerek. Annesi ayağından terliğini çıkartıp Arda'ya fırlattı.  Arda zıplayarak kaçtı. Annesi kahkahayla güldü. Aylin inanamayarak baktı ikisine.

Babası gittiğinden beri Aylin hiç görüşmemişti onunla. Bir kaç kez karşısına çıkmış, hatta dershaneye kadar gelmiş, bir kaç kez de telefonla aramış, annesine haber bırakmıştı ama Aylin kararlıydı. Asla görüşmeyecekti onunla. Annesi de Şöhret Abla da durmadan bunun annesiyle babası arasında bir mesele olduğunu anlatıp duruyorlardı ama Aylin o kadar öfkeliydi ki onlarla da sürekli kavga ediyor ve günlerce küsüyordu.

Evden ayrıldıktan bir kaç ay sonra bir avukat gelip durumu bildirmişti: Dava açılmıştı. Anlaşmalı boşanma istiyorlardı. İki daireyi ve bir miktar nafaka verecekti müvekkili. Dairenin kirası ve nafaka ile geçinmeleri mümkün olabilecekti. Zaten abisi de çalışıyordu. Gelirleri de iyiydi. Bu durumda eski karısının ve kızının mağdur olmayacağını düşünüyordu.  Aylin avukata saldırmış evden kovmaya çalışmıştı ama annesi daha önce hiç görmediği bir sinirle onu odasına yollayıp gerekenleri yapmıştı.  Bir kaç ay içinde boşandılar. Babasını mahkemeden sonra hiç görmedi. Mahkemeye de o kadınla birlikte gelip gelmeyeceğini görmek için gitmişti zaten.  Teoman gelip onu oradan götürünceye kadar adliyenin kapısının önündeki kaldırımda öylece oturmuştu. Kendini terk edilmiş hissediyordu. Annesiyle abisinin bir şey olmamış gibi duruşmaya girip sonra da güle oynaya yemek yemeğe gitmelerine -hatta ona da ısrar etmelerine- öfkeleniyordu. Babasının hiçbir şey olmamış gibi onunla konuşmayı -hatta sarılmayı- denemesine öfkeleniyordu. On yedi yaşında kocaman bir kız olarak bunların altından kalkamıyor oluşuna öfkeleniyordu. Kendini çaresiz, güçsüz, küçücük bir kız gibi hissetmesine öfkeleniyordu. Her şeyin böyle çabucak bitebiliyor olmasına öfkeleniyordu.


"Her şey insanlar için diye bir söz var" dedi Teoman.  Aylin ağladığı belli olmasın diye kafasını önüne eğmiş, saçları yüzünü kapatmıştı. 
"Hocam kalbinizi kırmak istemiyorum, lütfen." dedi sessizce. Sonra çok önemliymiş gibi "Siz beni nasıl buldunuz?" diye sordu. "Deniz söyledi" dedi Teoman. "Allah onu da kahretsin o zaman" dedi Aylin. Teoman istemeden kahkaha attı. Sonra özür diledi. Aylin kıpkırmızı gözleriyle ters ters baktı. "Kimseye güvenemiyor olmam çok komik gerçekten değil mi?"
"Neden güvenemiyorsun?" dedi Teoman şaşırarak. "Deniz senin için endişeleniyor. Bu da ne kadar iyi bir arkadaş olduğunu gösterir."
"Arkamdan iş çeviriyor" dedi Aylin tıslayarak. "Bu da ne kadar kötü bir arkadaş olduğunu gösterir."
"Aylin. Kendini çok fazla ciddiye alıyorsun. Alma." dedi Teoman. Aylin öfkeden kızardığını hissetti. Hızlıca kalkıp "iyi günler hocam. Ben iyiyim dadıya ihtiyacım yok." dedi ve koşar adım yürümeye başladı.

Teoman'ın arkasından gelmesini ve onu sakinleştirmesini bekliyordu. Gelmedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder