"Kızım emin misin bu çok büyük bir karar" Dedi Neriman Hanım. Karşısında gözlerinden mutluluk fışkıran kızına bakarken.
"Aman anne bırak gitsin, bizim de kafamız dinlensin
azıcık." Dedi Arda yattığı koltuktan.
Aylin ters ters Arda'ya baktı ama bugün sinirlerini onun
bile bozamayacağı kadar mutluydu. "Eminim anne." dedi.
"Eminiz."
"İyi, peki gelsinler bakalım" dedi Neriman Hanım. Hiç istemediği belli oluyordu oysa ki.
"İyi, peki gelsinler bakalım" dedi Neriman Hanım. Hiç istemediği belli oluyordu oysa ki.
Bir kaç gün sonra Tuna annesi ve babasıyla geldi. Aileler tanıştı. Aylin annesinin ısrarlarına rağmen babasını çağırmamıştı. Nişan mı söz mü yoksa her ikisi mi belli olmayan bir tören yaptılar çünkü zaten Tuna ve Aylin nikah gününü almıştı bile. Arda uzun uzun neden bu kadar acele ettiklerini araştırmışsa da onların yalnızca on gündür birbirlerini tanıyor olduklarına aldığı istihbaratlar sonucunda ikna olup peşlerini bırakmıştı.
Aylin ve Tuna acele ediyordu çünkü birbirleri olmadan bir saniye bile geçirmek istemiyorlardı. Aylin onunla tanıştığından beri eve gece yarılarında geliyordu. O saatlere kadar sokaklarda el ele dolaşıyor, konuşuyorlardı. Birbirlerinden her ayrılışları gurbete gidenler gibi acılı ve zor oluyordu. Aylin böyle bir şey yaşıyor olabildiğine inanamıyordu. Birlikte olamadıkları her an telefondaydılar. Onsuz nefes alamıyordu. Tuna'nın babası da kızı isterken "En çok telefon faturasının azalacağına seviniyorum" demişti.
Apar topar, babasının ayrılırken Aylin'e verdiği, annesiyle
yaşadığı dairenin karşısındaki daireden kiracılar çıkartılmış, daire döşenmiş, sade
bir nikahla çarçabuk evlenmişti Aylin. Tek derdi Tuna ile bir dakika bile
ayrılmak zorunda kalmayacağı bir hayat kurmaktı. Teferruatlarla ilgilenmemişti
bile. Evlilikse zannettiği gibi peri
masalı tadında geçmiyordu. Tuna bir kaç gün sonra işe dönmüş, Aylin için tuhaf
bir hayat başlamıştı. Tuna evde yokken yapacak bir şey bulamıyor ya annesinin
dairesine geçiyordu ya da kahve yapıp annesini çağırıyordu. Tuna onsuz dışarı çıkmasından huzursuz
olduğunu belli eden ama asla açıkça yüzleşilemeyecek türden cümleler kurmuştu.
O yüzden içinden pek dışarı çıkmak gelmiyordu. Annesi ise sonunun kendisi gibi
olacağından ölesiye korktuğu kızını bir iş bulması için zorlayıp duruyordu.
Sonunda Aylin pes etti ve bir işe girdi.
Bu durumdan Tuna pek hoşnut olmadı.
Tanışalı bir kaç ay olmuştu. Evleneli de. Aylin Tuna'nın
kıskançlığının yanı sıra kompleksli ve dağınık olduğunun da farkına varmaya
başlamıştı. Tanıştıkları gün Tuna'yı grubun yıldızı yapan ve Aylin'in özgüven
zannettiği şeyin aslında kompleksini gizlemek için kullandığı alaycılık
olduğunu anlayan Aylin içten içe Tuna'ya acımaya başlamıştı. Onu o kadar çok
seviyordu ki onun her ortamda sürekli kendini haklı çıkartmak için çırpınmasına
ve kendini ispatlama çabasına üzülüyordu. Ona duyduğu şefkatin ve aşkın onu
iyileştirmesini umuyordu ama Tuna kendinin farkında bile değildi. Aylin'in dairesinde
oturuyor olmak, Aylin'in çalışıyor olması, Aylin'in annesinin sürekli
yanlarında olması bulduğu her fırsatta Aylin'e karşı kullandığı silahlar olmaya
başlamıştı. Tam o sıralarda abisinin yurt dışına gidecek oluşu olmasa asla
kimse onu karısının evinde oturmaya zorlayamazdı. Bunu herkese her fırsatta
söylüyordu. Hatta o kadar çok söylüyordu ki sonunda Deniz "bunu bu kadar
dert ediyorsan bence taşının Tuna" dediğinde onunla kavga etmiş ve bunu
dert etmediğini aksine Neriman Hanım'a destek olabildiği için çok mutlu
olduğunu, kendisi gibi bir damadı olduğu için Neriman Hanım'ın ne kadar şanslı
olduğunu, onun dışında hiç bir erkeğin bunu kabul etmeyeceğini söylemiş, Deniz
"bir sürü iç güveysi erkek var"
deyince Deniz'i evden kovmuştu. Aylin Deniz'le her görüştüğünde de kavga
çıkartıyor, kocasına hakaret eden biriyle görüşmeye devam ettiği için karısını
kınıyor hatta küsüyordu. Nasıl başardıysa bu konuda Neriman Hanım'ın desteğini
de almayı başarmıştı üstelik.
O kadar sevimli ve o kadar tatlı dilliydi ki herhangi bir insanın Tuna'yı sevmemesine imkan yoktu Aylin'e göre. Deniz'in onu neden asla sevemediğini bir türlü anlamıyor, yakın arkadaşını paylaşamama sendromu yaşadığını, kısa bir süre sonra birbirlerine alışacaklarını düşünüyordu. Oysa Deniz Tuna'nın bütün iyi niyetine rağmen üzerine gitmeye ve onu kışkırtmaya devam ediyor bir türlü barış sağlanamıyordu.
O kadar sevimli ve o kadar tatlı dilliydi ki herhangi bir insanın Tuna'yı sevmemesine imkan yoktu Aylin'e göre. Deniz'in onu neden asla sevemediğini bir türlü anlamıyor, yakın arkadaşını paylaşamama sendromu yaşadığını, kısa bir süre sonra birbirlerine alışacaklarını düşünüyordu. Oysa Deniz Tuna'nın bütün iyi niyetine rağmen üzerine gitmeye ve onu kışkırtmaya devam ediyor bir türlü barış sağlanamıyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder