26 Aralık 2017 Salı

Onuncu Bölüm - Tuna'nın Kıskançlık Krizi



"Ya Tuna saçmalama lütfen, adam şirketin en önemli müşterisi" dedi Aylin. Sesini ayarlamaya çalışsa da bağırır gibi çıkmıştı.
"Oh, kocayı azarlamaya da başladık. Tamam artık" Dedi Tuna. Hırsla kumandanın tuşlarına basarak kanalları değiştirmeye başladı. Aylin inanmayan gözlerle Tuna'yı izliyordu. Bir kahkaha patlatacağından ve "Saçmalama hayatım tabi ki dalga geçiyorum" diyeceğinden emindi. Ama öyle olmadı. Tuna küstü. Bir süre kumandayla oynadı. Sonra kalkıp balkona çıktı ve bir sigara yaktı. Aylin istemeye istemeye peşinden gitti.
"Tuna bu ima ettiğin şeye gerçekten inanamıyorum. Ben bırak seninle evli olmayı, ilişkisi olan bir insan olmayı, kendi çalışma prensiplerim açısından bile böyle bir şeyi yapmam!" dedi. 

Açıklamak zorunda kaldığı şey, şirket dışında bir toplantıydı ve Tuna ısrarla o adamla "buluştuğunu" ima ediyordu. Kendini aklamak zorunda kalmak ağırına gidiyordu ama Tuna böyleydi. Her şeyi, herkesi kendisine bir tehdit olarak algılıyordu. Ona yüzünü dönmeden, boşluğa bakarak sigara içmeye devam etti. Aylin son kez "Sana inanamıyorum." dedikten sonra mutfağa gidip kahve makinesini çalıştırdı ve sandalyeye çöktü.  

Tuna kavga etmeye doyamamış olacak ki peşinden geldi ve "Madem öyle benim neden haberim yok?" diye sordu.
"Ben günlük planlarımı her gün sana anlatıyor muyum da bunu atladım Tuna?" dedi Aylin. 

Tuna uzun uzun ve sinir bozucu bir şekilde baktı. Aylin ayağa kalktı "Bak Tuna. Ben bana güvenmeyen bir adamla yaşamak istemiyorum. Bu böyle devam edecekse, her adımımın hesabını soracaksan lütfen uzun uzadıya birbirimizi hırpalamayalım, yolun başındayken bırakalım bu işi" dedi. Tuna duyduklarından afallamış bir şekilde Aylin'e doğru yürüdü "Ne yani?" dedi. "Yanisi bu işte, ben bana güvenmeyen birine sürekli kendimi açıklamak zorunda olduğum bir ilişki yaşamak istemiyorum." "Ne ilişkisi ya, biz evliyiz" diye bağırdı Tuna.  "Ne farkı var?" diye sordu Aylin şaşırarak. "Benim karım, elin adamlarıyla sokaklarda kahve içemez!" dedi Tuna daha da bağırarak. Aylin Tuna'ya yaklaştı. Yüzüne uzun uzun baktı. Sonra omuz atarak yanından geçip içeri gitti. Tuna'nın tavrına inanamıyordu. Laf arasında öğlenki toplantının bir erkekle olduğunu duyunca bir anda delirmiş, onu "iş bahanesiyle erkeklerle buluşmak"la suçlamaya başlamıştı.

Tuna makinedeki kahveyi bardağına doldurup biraz mutfakta oyalandıktan sonra gelip Aylin'in dizine yattı. Sessizce oturdular. "Tamam, bağırdığım için özür dilerim. Ama bu yaptığın şey gerçekten çok çirkin. Bana haber verebilirdin. Sen evli bir kadınsın. Bu yaptığın beni hiçe saymak" dedi Tuna. Aylin ağlamaya başladı. Kalkıp yatak odasına gitti. Ebeveyn banyosuna girip kapıyı kilitledi. Duyduklarına inanamıyordu. Kıskançlığı sevgi gösterisi zannettiği ve Tuna küçük kıskançlıklarla kavga çıkarttığı zaman gururunun okşandığını düşündüğü zamanları hatırlayıp kendine kızdı. "İzin verdin buna. Bu adama bu cür'etin iznini sen verdin." dedi kendine öfkeyle fısıldayarak. Su anda kendini resmen aşağılanmış hissediyordu. Kafasının içinde uzun uzun kavga etti Tuna ile. Çünkü bunu gerçekte yapmasına imkan yoktu. Tuna bunun kıskançlık olmadığı konusunda ısrarcı olacaktı. Bu "normal her erkeğin" vereceği tepkiydi. Aylin saygısızdı. Tuna'ya birazcık saygısı olsa onu bir adamla görebileceklerin Tuna hakkında ne düşüneceklerini hesaba katardı. Bu cümleleri duyacağından neredeyse emindi. Tuna'nın tarzı buydu çünkü.

Kapı zilini duyduğunda gelenin annesi olmamasını umuyordu ama biraz sonra Neriman Hanım "Aylin?" diye seslendi.  Bütün o bağrışmaları duymuş olmalıydı. Bir sonraki tartışmanın hangi sebeple çıkmış olursa olsun "Özelimiz de kalmadı" ya döneceği garantiydi artık.

Aylin banyodan çıkıp annesine sarıldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder