"Aa dövme mi yaptırdın?" dedi Aylin. Teoman'ın ona sormadan böyle bir şey yapmış olmasına biraz içerlemişti.
"Güzel mi?" dedi
Teoman gülümseyerek parmağındaki turuncu tilkiye bakıp.
Aylin ne diyeceğini bilmiyordu çünkü anlamını bilmiyordu. Sorarsa küçük bir kız olduğunu düşünecek diye sormak istemiyordu. Kendini yine çaresiz hissetti. Öfkelendi.
Aylin ne diyeceğini bilmiyordu çünkü anlamını bilmiyordu. Sorarsa küçük bir kız olduğunu düşünecek diye sormak istemiyordu. Kendini yine çaresiz hissetti. Öfkelendi.
"Birinin seni evcilleştirmesine izin verirsen, gözyaşlarını da hesaba katmalısın." Dedi Teoman. Yanındaki yeşil bez çantadan bir hediye paketi çıkartıp Aylin'e uzattı. Aylin hediyeden çok konunun değişmesine sevindi çünkü hediyeye de bir anlam veremeyeceğini biliyordu. Teoman'ın yetişkin dünyasına asla anlam veremeyen küçük ve çaresiz bir kızdı çünkü o.
Paketi açtığında içinden "Küçük Prens" kitabı çıktı. Öfkeyle Teoman'ın yüzüne baktı. "Ne yani? Bana çocuk kitabı mı aldın?"
"Evet" dedi Teoman. "Ama içinde büyükler için
şeyler yazıyor."
Akşam kitabı okurken Teoman'ın söylediği sözün bu kitaptan
olduğunu fark etti Aylin. Sonra bağ kurmakla ilgili bölümü yeniden okudu. Sonra
da Teoman'a inanılmaz bir öfke duydu. Asla onunla bağ kuramayacağının zaten
farkındaydı. Bunu bu şekilde açıkça söylemesinin ya da göstermesinin bir anlamı
var mıydı? Teoman'ın onunla neden birlikte olduğunu zaten bir türlü
anlayamıyordu. Onu seviyor gibi davranmıyordu pek. Yani kızların anlattığı gibi
şeyler yapmıyordu. Onu kıskanmıyordu. Aralarında bir sınır varmış gibi
davranıyordu. Dövme yaptırmak için bile ona fikrini sormamıştı. Aylin yarın
gidip dövme yaptırmaya ve Teoman'a kendisi görünceye kadar söylememeye karar
verdi. Ama dövme dükkanına gidip dövme yapılan aleti gördüğünde bunun o kadar
da iyi bir fikir olmadığına karar verip başka bir intikam planı yaptı.
"Nasıl yani?"Dedi Deniz intikam planını duyunca.
"Biriyle sevgili gibi mi yapacaksın? Kızım manyak mısın sen?"
"Ya hayır" dedi Aylin. "Sadece yanımda birini görsün, kıskansın
istiyorum." "Allah Allah. Peki ne olacak kıskanınca Aylin
Hanım?" dedi Deniz bilmiş bilmiş. "Beni sevdiğinden emin olacağım"
dedi Aylin arkasına yaslanıp kollarını göğsünde kavuşturarak. "Seni
sevdiğinden emin olmadığın bir adamla ne işin olduğunu sorabilir miyim?"
dedi Deniz bu kez. Aylin köşeye sıkışmıştı. "Öf Deniz!" dedi sadece.
Teoman'ı arayıp "Bizim çocuklarla sinemaya gideceğiz." dedi. Hangi çocuklar, ne zaman, ne sineması gibi sorular bekliyordu. Duysaydı mutlu olacaktı. "Tamam canım, ben de dershane çıkışı Prizma'da olacağım erken biterse uğra." dedi Teoman. Aylin elindeki telefona ters ters bakıp Deniz'e döndü: "Al bak, umurunda bile değilim, kiminle diye bile sormadı."
"Yavrum ben sana neden hesap sorayım" dedi Teoman.
Öne doğru eğilmiş Aylin'in masanın üzerinde birleştirip yumruk yaptığı
ellerinin üzerine çenesini koymuştu. Bal rengi gözleri mumdan yansıyan ışıkla
birleşince yağlı boya tablo gibi duruyordu. Bu renkte bir göz nasıl olabilir
diye düşündü Aylin bir an. "Sen zaten bir şey yapacak olsan, ben seni
takip ederken bile yaparsın, değil mi?" dedi Teoman bu arada.
"Bak" dedi sonra geriye yaslanıp "Benim sana bu tür sorular
sormam önce sana, sonra da kendime hakaret olur. On sekiz yaşındasın. Benimle
bir ilişkin var. Ne yapıp ne yapmaman gerektiğini kestirebileceğini ve buna
göre davranabileceğini düşünüyorum."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder