19 Aralık 2017 Salı

Dokuzuncu Bölüm- Teoman'ın Dövmesi



"Aa dövme mi yaptırdın?" dedi Aylin. Teoman'ın ona sormadan böyle bir şey yapmış olmasına biraz içerlemişti.
"Güzel mi?" dedi  Teoman gülümseyerek parmağındaki turuncu tilkiye bakıp. 

Aylin ne diyeceğini bilmiyordu çünkü anlamını bilmiyordu. Sorarsa küçük bir kız olduğunu düşünecek diye sormak istemiyordu. Kendini yine çaresiz hissetti. Öfkelendi.

"Birinin seni evcilleştirmesine izin verirsen, gözyaşlarını da hesaba katmalısın." Dedi Teoman. Yanındaki yeşil bez çantadan bir hediye paketi çıkartıp Aylin'e uzattı. Aylin hediyeden çok konunun değişmesine sevindi çünkü hediyeye de bir anlam veremeyeceğini biliyordu. Teoman'ın yetişkin dünyasına asla anlam veremeyen küçük ve çaresiz bir kızdı çünkü o. 

Paketi açtığında içinden "Küçük Prens" kitabı çıktı. Öfkeyle Teoman'ın yüzüne baktı. "Ne yani? Bana çocuk kitabı mı aldın?"
"Evet" dedi Teoman. "Ama içinde büyükler için şeyler yazıyor."

Akşam kitabı okurken Teoman'ın söylediği sözün bu kitaptan olduğunu fark etti Aylin. Sonra bağ kurmakla ilgili bölümü yeniden okudu. Sonra da Teoman'a inanılmaz bir öfke duydu. Asla onunla bağ kuramayacağının zaten farkındaydı. Bunu bu şekilde açıkça söylemesinin ya da göstermesinin bir anlamı var mıydı? Teoman'ın onunla neden birlikte olduğunu zaten bir türlü anlayamıyordu. Onu seviyor gibi davranmıyordu pek. Yani kızların anlattığı gibi şeyler yapmıyordu. Onu kıskanmıyordu. Aralarında bir sınır varmış gibi davranıyordu. Dövme yaptırmak için bile ona fikrini sormamıştı. Aylin yarın gidip dövme yaptırmaya ve Teoman'a kendisi görünceye kadar söylememeye karar verdi. Ama dövme dükkanına gidip dövme yapılan aleti gördüğünde bunun o kadar da iyi bir fikir olmadığına karar verip başka bir intikam planı yaptı.

"Nasıl yani?"Dedi Deniz intikam planını duyunca. "Biriyle sevgili gibi mi yapacaksın? Kızım manyak mısın sen?" "Ya hayır" dedi Aylin. "Sadece yanımda birini görsün, kıskansın istiyorum." "Allah Allah. Peki ne olacak kıskanınca Aylin Hanım?" dedi Deniz bilmiş bilmiş. "Beni sevdiğinden emin olacağım" dedi Aylin arkasına yaslanıp kollarını göğsünde kavuşturarak. "Seni sevdiğinden emin olmadığın bir adamla ne işin olduğunu sorabilir miyim?" dedi Deniz bu kez. Aylin köşeye sıkışmıştı. "Öf Deniz!" dedi sadece.

Teoman'ı arayıp "Bizim çocuklarla sinemaya gideceğiz." dedi. Hangi çocuklar, ne zaman, ne sineması gibi sorular bekliyordu. Duysaydı mutlu olacaktı. "Tamam canım, ben de dershane çıkışı Prizma'da olacağım erken biterse uğra." dedi Teoman. Aylin elindeki telefona ters ters bakıp Deniz'e döndü: "Al bak, umurunda bile değilim, kiminle diye bile sormadı."


"Yavrum ben sana neden hesap sorayım" dedi Teoman. Öne doğru eğilmiş Aylin'in masanın üzerinde birleştirip yumruk yaptığı ellerinin üzerine çenesini koymuştu. Bal rengi gözleri mumdan yansıyan ışıkla birleşince yağlı boya tablo gibi duruyordu. Bu renkte bir göz nasıl olabilir diye düşündü Aylin bir an. "Sen zaten bir şey yapacak olsan, ben seni takip ederken bile yaparsın, değil mi?" dedi Teoman bu arada. "Bak" dedi sonra geriye yaslanıp "Benim sana bu tür sorular sormam önce sana, sonra da kendime hakaret olur. On sekiz yaşındasın. Benimle bir ilişkin var. Ne yapıp ne yapmaman gerektiğini kestirebileceğini ve buna göre davranabileceğini düşünüyorum."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder