27 Şubat 2018 Salı

On Dokuzuncu Bölüm - Tuna'nın sırrı

Aylin kitabı bulalı, Tuna görmesin diye kitapların ikisini de Deniz'e bırakalı -bunun için kendinden nefret ediyordu- ve durmaksızın Tuna ve Teoman'ı karşılaştırmaya başlayalı aylar geçmişti. Teoman'ın ona davranışlarının nedeni, Tuna'nın davranışlarını gördükçe canını daha çok yakıyordu. Çünkü Tuna saygısızca bir sevgiyle seviyordu. Bencilce. İçinde şefkat ve yakınlıktan eser olmayan bir sevgiyle. Sadece kendini iyi hissettiği sürece...

Bunu yanlışlıkla ona gelen bir mesajla anlamıştı. Tuna birine yanıt olarak yazıldığı belli olan bir mesajı yanlışlıkla ona göndermişti. "Çıkabileceğim bir bahane bulur bulmaz yanındayım." Aylin büyüyen gözlerinde harflerin şekil değiştirdiğini fark edebiliyordu. Tuna içeriden seslendi "Hayatım benim hemen çıkmam gerekiyor, güvenlik firmasından mesaj geldi, ofiste bir şeyler oluyor sanırım." Aylin yanıt veremeden peşinden bakakaldı. Tuna'ya nereye gittiğini sormadı. Ama gizlice peşine düştü. Çünkü ondan ayrılmak için bulduğu bahanenin kanıtlarını toplamak istiyordu -ve buna gizlice seviniyor muydu?-

Birkaç gün sonra cep telefonundaki onlarca kanıt fotoğrafı ile boşanma dilekçesini verdi. Tuna'nın hiç haberi olmadan.

Deniz'in küçük balkonunda oturuyorlardı karşılıklı. "Biliyor musun Deniz, Şöhret Abla ne derdi?"
"Ne?" dedi Deniz, Şöhret Ablanın konusu her açıldığında yaptığı gibi merak ve heyecanla gözlerini kocaman açıp.
"Hala çocuk gibi merak fışkırıyor gözlerinden" diye düşündü Aylin ve kahve bardağını tutan elinin serçe parmağıyla Deniz'in belden aşağısını gösterip: "Kendininkine sahip çıkamayan başkasınınkinden korkar."
Deniz kocaman bir kahkaha attı. "Çok iyiymiş."


Deniz'in asla "Ben sana söylemiştim" demeyeceğini biliyor ve bunun için ona minnet duyuyordu. "Zaten normal değildi kızım onun o kıskançlıkları falan" dedi Deniz. "Yani Şöhret Abla her zamanki gibi haklıymış. Kendisini kontrol edemediği için senin de kendini kontrol edemeyeceğini varsayıp seni kontrol etmeye çalışması çok normal. Çünkü aldatılmak onun o şişkin egosunu mahvederdi. Kendisinin zannettiği kadar mükemmel olmadığı gerçeğiyle karşılaşmak onu intihara bile sürükleyebilirdi... Bu ihtimallerin korkusuydu o kıskançlıklar."
"ve ben de bunlara izin verdim." dedi Aylin gözleri doldu.
"sen aşıktın, kendini suçlama" dedi Deniz.
"değilmişim ki..." dedi Aylin. Kendisine mi söylüyordu Deniz'e mi söylüyordu ikisi de bilemedi.
"Medeni insanlar gibi ayrıldınız" dedi Deniz abartılı bir hareketle. Aylin öyle çok güldü ki sonunda ağlamaya başladı. Deniz bu konuda da haklıydı. Dünyanın en medeni ayrılığı olduğunu ispatlamaya çalışmaktan üzülememişti bile Tuna doğru düzgün. Evlilikleri, aşkları, birliktelikleri bitiyordu ve Tuna sadece dışarıdan görünecek olan hikayeye odaklanmıştı. Kesinlikle saygısızlık etmiyor, hiçbir konuda zorluk çıkartmıyor, dışarıda birlikte "medeni" yemekler yeniyor ve konuşuluyordu. Ancak evin içine girdiklerinde Tuna kendisi oluyor ve onu paranoyaklıkla, onu takip etmekle, hasta ruhuyla ona kumpas kurmakla suçluyordu. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder