30 Ocak 2018 Salı

On Beşinci Bölüm - Mülkiyet



"Neden sürekli bir şeyler satın almaya çalışıyorsunuz?" dedi Teoman.
Aylin sıkıntıdan patlamak üzereydi. Teoman'ın arkadaşlarıyla birlikte olmaktan nefret ediyordu çünkü konuştukları her şey, yaptıkları her şey çok saçmaydı. Teoman ile sinemaya gitmeyi planlamıştı o. Ancak Teoman seçtiği filmin izlenmeye değecek bir şey olmadığını söyleyerek arkadaşlarının buluştuğu bu yere getirmişti onu. Aylin içki içeceği için kendini büyümüş hissedeceğinden dolayı bu teklifi sevinçle kabul etmişti ancak şu anda ne konuşulanlardan bir şey anlıyordu ne çalan müzikten zevk alıyordu. 

"İleride rahat edersin Teoman, evlenince falan..." dedi Aylin'in karşısında oturan kız ve başıyla Aylin'i işaret etti. Aylin bir anda konuyla ilgilenmeye başladı.

"-Evlenince falan- rahat etmek için o evi satın almaya ihtiyacım yok" dedi Teoman.  Aylin onun neden daha fazlasını yapabilecekken hep daha azına razı olduğu konusunda düşünüp duruyordu zaten bir süredir. Mesela bir araba alabilirdi ama almıyordu. Onu dershanenin önündeki durakta otobüs beklerken gördüğünde ne kadar şaşırdığını hatırladı. Evini ve eşyalarını ilk gördüğünde de aynı şaşkınlığı yaşamıştı. Daha iyi yaşayabilecekken, daha şık olabilecekken, daha iyi yerlere gidebilecekken neden yapmıyordu? Aylin onun bu halini başlangıçta fazla para kazanmamasına bağlamıştı.Sonra fazlasıyla parası olduğunun ama onun bu paranın çok az bir kısmıyla yaşamını sürdürdüğünün farkına varınca cimri biri olduğunu düşünmeye başlamıştı. 

"Hayatın boyunca kira mı ödeyeceksin Teoman?" diye sordu kız tekrar.
"Ne zararı var bunun? Evin mülkiyeti için de para ödemeyecek miyim? Hem ev benim olmazsa istediğim zaman gidebilirim.Dedi Teoman. 
Aylin Küçük Prens kitabındaki evcilleştirilmek ile ilgili bölümleri hatırladı. Gözleri doldu. Teoman ona asla ilişkileri hakkında garanti vermeyecekti. Her an çekip gidebileceğini bilirken ona nasıl güvenebilirdi ki?

Kız Teoman'ı ikna edemeyeceğine inanmış olmalı ki konuyu değiştirdi. Babasından kalan bir evi satmaya çalışıyordu ve Teoman'ın makul bir alıcı olabileceğini düşünmüştü Aylin'in anlayabildiği kadarıyla. Ancak Teoman bir şeylere sahip olmayı "gereksiz" buluyordu. Aylin bu gereksizliklerden biri olup olmadığını düşündü. Canı feci şekilde sıkıldı. 

Teoman'a baktı. Bir kolu Aylin'in boynuna sarılmış, omuzunu tatlı tatlı okşarken o bunun farkında değilmiş gibi gülümseyerek karşısında oturan arkadaşını dinliyordu. Aylin'in ona baktığını fark edince eğilip yanağından öptü. Gülümseyerek konuşmaya geri döndü. Aylin ona bağlanamıyordu çünkü Teoman buna izin vermiyordu. Aylin onu sevip sevmediğinden bir türlü emin olamıyordu.

Eve doğru yürürken daha fazla içinde tutamadı ve bunu ona söyledi. "Sana bağlanmama izin vermiyorsun." "Bunun için izin mi almamız gerekiyordu, ben senden almadım. Hay Allah!" dedi Teoman gülerek. Sonra da "Seni seviyorum biliyorsun." dedi. Aylin'in ne aradığını bilmeyen bakışları Teoman'ın yüzünde gezdi. Hayır, bilmiyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder